Funk davulculuğu, on altılık nota bölünmesine dayanan yoğun ve senkopeli groove'larıyla tanınır. Bu grooves'ların karakteristik 'kıvrak' hissi, iki unsurun birlikteliğinden doğar: vurgulanan (aksanlı) vuruşlar ile bunların arasına yerleştirilen ghost note'lar.
Senkopasyon, beklenen güçlü vuruşlar yerine 'zayıf' sayılan aralara aksan yerleştirme sanatıdır; bu, groove'a bir gerilim ve şaşırtıcılık katar. David Garibaldi'nin Tower of Power kayıtlarındaki çalışmaları, senkopeli aksanların ghost note dokusuyla nasıl bir araya getirilebileceğinin klasik örnekleridir; bu kayıtlarda trampet üzerinde duyulan yoğun 16'lık desen, aslında birkaç net aksan ve aralarındaki çok sayıda kısık ghost note'un birleşiminden oluşur.
Bu tarz bir groove'u çalışmaya başlarken, önce tüm 16'lık vuruşları eşit dinamikte çalarak temel kalıbı oturtmak, ardından belirli vuruşları aksanlarken diğerlerini ghost note seviyesine indirmek gerekir. Bu süreç, dinamik kontrol ve senkopasyon anlayışının bir arada uygulanmasını gerektirir.
Funk 16'lık grooves'ların bir diğer önemli bileşeni de bas davul ile trampet arasındaki 'konuşma' ilişkisidir; iki enstrüman genellikle birbirini tamamlayan senkopeli kalıplar çalar. Bu ilişkiyi anlamak, funk groove yazımında özgün ve müzikal kalıplar oluşturmanın anahtarıdır.